VAKIF YöNETİMİNE EL KONULMASI ve
MAZBUT VAKIFLAR ARASINA ALINIŞINDAKİ USULSÜZ İŞLEMLER
Yüce Mimar; MİMAR SİNAN tam unvanı ve öz ismi ile “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” adı altında öz mal varlığından şanına yakışır büyüklükte bir vakıf kurmuştur.
Vakıf şartnamesine göre, ailenin Vakıf evlatlarınca nesilden nesile, 1922 yılına kadar, 350 seneden fazla idare edilerek yaşatılan Vakıf, o zamanın Evkaf Vekaleti tarafından vakıf mütevellisi Fatma Baise hanım’ın elinden geçici idareye alınmıştır. Fatma Baise Hanım 1929 senesinde vefat etmiştir.
1935 senesinde 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte; (Fatma Baise hanım’ın oğlu) Vakıf evladı Derviş Mustafa Yönel, bu yasanın tanıdığı haklardan yararlanarak vakıf senedindeki vasiyetlere uygun olarak, vakfın idaresinin tekrar aileye teslimini ve galle fazlası gelirlerinin aileye ödenmesini sağlamak düşüncesiyle bir takım girişimlere başlamıştır.
1942 yılında İstanbul Asliye Üçüncü Hukuk Mahkemesi 17.07.1942 tarih ve 941/1272 esas sayılı kararı ile Derviş Mustafa Yönel nesilden gelen Vakıf evlatdı olduğunu kanıtlayan kararı almıştır.

O Dönemin Vakıflar Genel Müdürlüğüne bu mahkeme kararı ibraz edilerek vakfın idaresinin geri verilmesi talep edilmişse de Vakıflar Genel Müdürlüğü bu kararı yeterli bulmamış, kendilerinin hasım tutularak dava edilmesi talebinde bulunmuştur.
1942 yılında Vakıf evladı Derviş Mustafa Yönel tarafından bu kez Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilerek tekrar açılan dava, 1954 senesinde Derviş Mustafa Yönel’in vefatından sonra, (Derviş Mustafa’nın oğlu) Vakıf evladı Hasan Ferit Yönel tarafından takip edilerek sonuçlandırılmıştır.
1961 yılına gelindiğinde hukuk mücadelesinin sonucunda; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.1961 tarihli 1956/1185 esas, 1961/324 karar sayılı kararı ile ailenin nesilden gelen Vakıf evlatları olduğu, Vakıf evladı Hasan Ferit Yönel için verilen kararla tespit edilmiştir.
Yargıtay’ın 13.11.1961 tarih ve 61/4170 esas, 61/4246 karar sayılı YARGITAY İLAMI ile İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.1961 tarihli 1956/1185 esas, 1961/324 kararının “ESASININ ONANMASINA” karar verilmekle mahkeme kararı esas yönünden kesinleşmiştir.


Bu kararın anlamı ise; Hasan Ferit Yönel’in ve dolayısı ile onun ailesinin vakıf senedindeki vasiyete, Vakıflar Kanununa, bağlı mevzuata ve yerleşik Yargıtay Uygulamalarına göre “Mimar ı Sultani Sinanuddin (Mimar Sinan) Atik Yusufağa Vakfı” üzerindeki bilcümle hakkın sahibi olduğudur.
1962 yılında ise sadece mahkeme masraflarına yönelik Yargıtay bozma kararına yerel mahkemece uyulması sebebiyle devam eden yargılama süreci sonucunda ; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.05.1962 tarihli 962/339 esas, 962/441 karar sayılı kararı ile “bozma ilamına uyulmasına, esas hakkında yeniden bir karar verilmesine lüzum bulunmadığına Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine sonuçlanmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün süreyi uzatmak için art niyetli tutumlarından olsa gerek ki mahkeme masrafları konusunda lehlerine sonuçlanan bir davaya dahi itiraz ederek tekrardan konuyu Yargıtay’a götürmüşlerdir.
1963 yılında 07.02.1963 tarihinde verilen ikinci YARGITAY İLAMINDA temyiz eden davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün bütün temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme hükmü ONANMIŞ ve hukuk süreçi tamamlanmıştır.
Vakıflar Yasasının yürürlüğe girmesine müteakiben 24 sene süren hukuk mücadelesinin neticesinde 1961 senesinde Yargıtay kararı ile nesilden gelen Vakıf evlatları var olduğu tespit edilmiştir.
Tüm Hukuk süreci 07.02.1963 tarihinde tamamlandığından 30 gün içinde
YARGITAY İLAMINA
uyulup Vakıfname şartları ve Vakıflar Kanunu gereği Vakfın idaresi aileden Hasan Ferit Yönel’e iade edilmesi gerekmekte idi.
Vakfın idaresini iade etmeyip tahminen vakıf Malları üstünde yapılan usulsüzlükleri örtbas etmek isteyen Kurum ve mensupları; bu sefer
06.03.1963 gün ve 72/74
Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisi kararı ile
Hukuk sürecinin tamamlanmasından tam 27 gün sonra
tüm Hukuk kuralarını çiğneyerek davalı oldukları mahkeme süreçlerini yok sayarak, tevliyetin (yönetimin) on yıldan fazla açık kalmış olmasını ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunun 39. Maddesini gerekçe göstererek
o ana kadar mülhak (yöneticisi belli vakıf) statüsünde bulunan vakfı
MAZBUT VAKIFLAR
arasına almıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü kendi idari kararını bağımsız yüce mahkemelerden üstün tutmuş ve Vakfın idaresini geri teslim etmemiştir.
Bu icraatları ile Vakıflar Kanunu da çiğnenmiştir. Soydan gelen evlatları görmek istememişlerdir.
(2762 sayılı 1935 tarihli Vakıflar Kanununda:
Madde 19 - Umum Müdürlükçe tevcih yapılmadan, mütevelli vakfa el koyamaz.
Madde 21 - Boş kalan mütevellilik, yenisine verilinceye kadar, vakıf işlerine Umum Müdürlük bakar. Mütevelli olması lazım gelenlerden kimse sağ kalmamışsa o vakıf mazbut vakıflar arasına alınır.
Madde 39 - On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa hakları mahfuzdur.)
DANIŞTAY KARARI: ‘’on yıllık sürenin nizasız ve tartışmasız geçirilmesi gereken bir süre olduğu, vakıf evladının mütevelli olarak tayin edilmesi için dava açması halinde bu davanın devamı sırasında geçen sürenin 39. maddede öngörülen on yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaması gerektiği’’
BU HUKUKA ve YASALARA AYKIRI İDARİ KARARI
VAKIF EVLATLARI ANCAK 1994 YILLINDA
VERİLEN CEVABLA öĞRENEBİLMİŞLERDİR.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi bünyesinde idari bir kararı
olduğu için Vakıf evlatlarına bu karar hiç bir şekilde tebliğ edilmemiştir.
VAKIF EVLATLARINCA
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ
nde açılan dava 27.12.1995 tarihinde
süre yönünden REDDİNE karara bağlanmıştır.
DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ'nin 27.12.1995 tarihli kararın
BOZULMASINA 15.12.1997 tarihinde karara bağlamıştır.
DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün KARAR DÜZELTME TALEBİNİN
REDDİNE 07.12.2000 tarihinde karara bağlamıştır.
1994 YILINDA BAŞLATILAN YENİ HUKUK SÜRECİNDEN
TAM 7 YIL SONRA
2001 YILINDA ESAS HAKKINDA
DAVA BAŞLAYABİLMİŞTİR.
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ
davayı 30.05.2001 tarihinde karara bağlamıştır.
Bu karar 02.07.2001 tarihinde ilk defa yazılmış
Kararın ikinci sayfanın ilk paragrafında
"Davacı...... bir ay sonra mazbut vakıflar arasına alındığını ileri sürerek"
yazılı iken imzaya sunulmamış.
Bu karar 19.07.2001 tarihinde ikinci defa yazılmış
Karar metninin ikinci sayfa ilk paragrafında yazılı
"Davacı...... bir ay sonra mazbut vakıflar arasına alındığını ileri sürerek"
davanın ana sebebi karar metninden çıkarılmış, hukuk süreci gözardı edilerek
vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasında yasal aykırılık görülmemiştir.
VAKIF EVLATLARI AVUKATLARININ
DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA
7. İDARE MAHKEMESİ ÜSTÜNDEN SUNDUĞU DİLEKCEDE DE
2.sayfanın ilk paragrafında özellikle belirtilen
vakfın Hukuk sürecinden 27gün sonra
MAZBUT VAKIFLAR
arasına alındığı da KARALANMIŞ.
DANIŞTAY ONUNCU DAİRENİN
1998 YILINDA
emsal bir kararı olduğu için mi evraklarda
bu değişiklikler yapılarak önlem alınmıştır.
EMSAL KARAR: ‘’on yıllık sürenin nizasız ve tartışmasız geçirilmesi gereken bir süre olduğu, vakıf evladının mütevelli olarak tayin edilmesi için dava açması halinde bu davanın devamı sırasında geçen sürenin 39. maddede öngörülen on yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaması gerektiği’’
DANIŞTAY ONUNCU DAİRENİN
BU KARARINDAN SONRA ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİNİN
2001 YILINDA BU KARARI NE KADAR HUKUKA UYGUNDUR?
DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
KARAR ve DİLEKÇEDEKİ DEĞİŞİKLİKLERLE
YANILTABİLİNMİŞ AYNI MAHKEMENİN
1998 YILI EMSAL KARARINA RAĞMEN
ANKARA 7. İDARE MAHKEMESİ'nin 30.05.2001 tarihli kararında
bu gerçekler görülemediğinden 27.03.2003 tarihinde onaylanmıştır .
EVLADİYET KARARI SÜRECİ TOPLAM 26 YIL BU İKİNCİ SÜREÇ İSE 9 YIL
TOPLAM MAHKEME SÜRECİ 35 YILDIR.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün basın açıklamalarında
VAKIFLARA - VAKIF EVLATLARINA
DUYDUKLARI SAYGI ve BU İŞLEMLER
Kamuoyunun takdirine sunulur.