VAKFIN GELİRLERİ ve İNTİFA HAKKI
Büyük üstat “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN (Mimar Sinan) ATİK YUSUF BİN ABDULLAH”, hayır işleri yapmak ve soyundan gelenlere gelir sağlamak daha da önemlisi mal varlığının nesilden nesle yaşatılarak torunlarının torunlarına ulaşmasını sağlamak üzere bu vakfı kurmuştur.
Vakıf evlatlarınca nesilden nesile 350 seneden fazla idare edilerek yaşatılan Vakfın gelirleri, 1922 yılına kadar Vakfiye şartlarına göre kullanılmıştır.
1922 senesinde Evkaf Vekaleti tarafından geçici idareye alınan Vakıf idaresi, 1935 senesinde kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne Evkaf tarafından devredilmişdir.
1963 yılına kadar EMANETEN Mülhak Vakıf olarak ve daha sonra günümüze kadar Mazbut Vakıf olarak idare edildiğinden vakıf mallarının üzerindeki tasarruf hakları; özellikle malların korunması ve gelirlerinin takip, tahakkuk ve tahsil görev ve sorumluluğu Vakıflar Genel Müdürlüğü' ndedir.
BURADA KURUM SADECE “EMANETÇİ” DİR. GÖREVİ EMANETİ VAKIF SENEDİNDEKİ VASİYETE VE VAKIFLAR HUKUKUNA UYGUN ŞEKİLDE KORUYARAK YAŞATMAKTIR.
BU ANLAMDA VAKFIN GELİRLERİNİDE VAKIF SENEDİNDEKİ VASİYETE UYGUN OLARAK EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRMEK, İÇİNDEN YÖNETİM GİDERLERİ KESİLDİKTEN SONRA KALAN GELİRİ (GALLE FAZLASINI) HAK SAHİPLERİNE DAĞITMAK ZORUNDADIR.
(2762 sayılı 1935 tarihli Vakıflar Kanununda:
Madde 6 - Mülhak vakıflar, Vakıflar Umum Müdürlüğünce niyabeten idare olunsa bile ayrı ayrı birer hükmi şahsiyet sayılır.
Madde 39 - " Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa hakları mahfuzdur. " 5737 sayılı yeni yasada Madde 7 dir.)
İntifa hakkı: Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları, ifade eder.
Gerek vakıf senedi, gerekse 1935 yılında yürürlüğe giren Vakıflar Yasası uyarınca vakıf evlatlarının vakfa kayıtlı menkul ve gayrimenkul gelirlerinden yararlanma hakları bulunmaktadır.
Mevzuat gereğince, Vakfın İdaresinin Vakıflar Genel Müdürlüğünde bulunması vakıf evlatlarının gelirlerden yararlanma hakkına hiçbir şekilde engel teşkil etmemektedir.
Buna rağmen geçmişte ailenin vakıf gelirlerinden faydalanmak için yaptıkları tüm başvurulara
AÇIKÇA GERÇEK DIŞI, HAKSIZ VE ADALETSİZ
rutin bir cevap olan “vakfa kayıtlı mal bulunmadığı” gerekçesiyle geri çevrilmiştir.
Bu gerekçe Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından en son 02.07.2008 tarihinde gösterilmiştir.

(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bu cevaplarının ne kadar gerçekden uzak olduğu kanıtlamak için vakıf evlatlarının ellerinde bulunan Osmanlı tapu kayıtlarından ve vakfa ait muhasebe defterindeki bilgilerden yola çıkılarak güncel tapu kayıtlarına ulaşılmıştır.
08.08.2008 tarihinde Vakıf evlatları, Vakfa ait örnek 2 gayrimenkulun güncel tapularını delil olarak sunup Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne tekrar başvurmak zorunda bırakılmışlardır.

(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
Vakfın çok çok daha fazla Mal varlığı olmasına rağmen, vakıf evlatları tarafından delilleri sunulan yanlız bu iki gayrimenkul gösterilerek vakfın mal varlığı ve Vakıf evlatlarının gelir hakkı olduğu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kabul edimiştir.

(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
Bu cevaplar tesadüfî değildir.
Vakıf evlatları gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak tapu kayıt örnekleri ile başvurmasa, böyle evrakları elde etmemiş olsa ısrarla “vakfa kayıtlı gayrimenkul olmadığından; vakfeden soyundan gelenlere gelir fazlası ödemesinin mümkün olmadığı” şeklinde cevap verilmeye devam edilecektir.
Böylelikle intifa haklarına aykırı hukuk dışı cevaplar verilmiş, hak sahiplerinin vakıf mallarından, akarlarından yararlanması yıllarca engellenmiştir.
İstanbul’un Merkezinde, Kapalıçarşı da vakfa ait böylesine değerli gayrimenkullerin bir devlet kurumu tarafından tespit edilememesi söz konusu olamaz.
Bu iki taşınmazla ilgili gelir ödemesi gündeme geldiğinde ise bambaşka sorunlar ortaya çıkmıştır.
Kurumun Kira gelirleri hesaplama tabloları incelendiğinde, bu gayrimenkullerin Kurum tarafından birilerine aylık toplam 2.317 TL, yani gerçek değerin yaklaşık % 90 altında bir bedelle kullandırıldığı tespit edilmiştir.
Hesaplama cetvellerine göre iki yan yana olan dükkanların biri aylık m2 / 570 TL iken diğeri sadece aylık m2 / 100 TL olması şüphe uyandırmaktadır.
Resimde 1 Nummaralı dükkanın 2008 yılı aylık m2 / 570 TL ve işgalde.
Resimde 2 Nummaralı dükkanın 2008 yılı aylık m2 / 100 TL kira kontratı 1998 tarihli.

(resmi büyütmek için tıklayınız)
1 Nummaralı dükkanın Vakıflar Genel Müdürlüğü hesaplama cetveli.
(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
2 Nummaralı dükkanın Vakıflar Genel Müdürlüğü hesaplama cetveli. Bu dükkan 1998 yılında Toplam aylık 240 TL (240 milyona) kiralanmıştır. Aylık m2 / 14,11 TL.
(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
İstanbul Kapalıçarşı da bulunan bu iki gayrimenkulün, 2008 yılı emsal kiraları ve Vakıf evlatları tarafından yaptırılan resmi tespite göre aylık geliri en az m2 / 1.150 TL; toplamlarının ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılı için gösterilen aylık 2.317 TL değil en az aylık 20.700 TL olması gerekmektedir.

(belgeyi büyütmek için tıklayınız)
Bu durum sadece vakfa değil, devlet gelirlerine de zarar vermiştir ve vermeye de devam etmektedir.
Resmi olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün alması gereken temsil ve yönetim gelirleri açısından kurum; ödenecek gelir ve damga vergileri açısından devlet % 90 oranında zarara uğratılmaktadır.
Vakıf evlatları, Vakıflar Genel Müdürlüğünden vakfa kayıtlı taşınmazların kira gelirlerinin olması gereken rayiç değerlerine yükseltilmesini ve gelirlerin titizlikle takip edilmesini haklı olarak talep etmektedirler.
Vakıf evlatlarınca yapılan araştırmalar sonucunda, İstanbul Kapalı Çarşı’da toplam 70 den fazla gayrimenkulün (dükkan niteliğindeki) vakfa ait olduğu tespit edilmiştir. 33 gayrimenkulün tüm güncel kayıtları ve delilleri vakıf evlatlarında mevcuttur. Halen süren araştırmalara göre sadece İstanbul Suriçinde 300’den fazla gayrimenkulün vakfa ait olduğu anlaşılmıştır. Yine vakfın İstanbul haricinde de mal varlığı bulunduğu bilinmektedir.
Vakıflar yasası gereğince vakfın gelirlerinin takibi için vakfa özel ayrı bir hesap açılması gerekirken, Haziran 2009 tarihine kadar vakfa ait bir hesabın bulunmadığı, en az 74 senedir vakfın ne kadar gelir elde ettiğinin belli olmadığı, daha da vahimi vakıf adına tahsil edilen paraların, özellikle kira gelirlerinin akibetinin belli olmadığı görülmüştür.
Acaba vakıfa ait malvarlıklarından toplanan gelirler nerede, bilinmeyen hangi hesapta, nasıl takip edilmektedir? Nasıl takip edilmektedir ki;
Vakıflar Genel Müdürlüğü yukarıda belirtilen iki adet gayrimenkulle ilgili olarak Vakıflar Yasasını ve emsal Yargıtay kararlarını hiçe saymış, Vakıf evlatlarının en son dilekçesinin 25.Eylül 2008 tarihini hesaplamalara başlangıç kabul ederek 2008 Ekim - Kasım ve Aralık ayları için Vakıf evlatlarına Haziran 2009’da iki dükkan için 3500 TL ödemeyi layık görmüştür.
Vakıflar Genel Müdürlüğü 2008 yılının Eylül ayına kadar geçen dönemdeki yılların gelirlerini nasıl idare etmiştir? Vakfın gelirleri nerdedir?
Vakıflar Kanununda yazdığı gibi gerekse Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün basın açıklamalarında yer aldığı üzere, asli görevi
“vakıfların yaşatılarak, vakfiye amaçlarına uygun şekilde varlıklarının sürdürülmesi”
olan kurumun vakfa ait taşınmazları koruyamadığı gibi, kiralarını bile takip edemediği, hatta işgaline göz yumduğu görülmektedir.
Bu işlemler Vakıflar Genel Müdürlüğünün basın açıklamalarının ne kadar gerçek dışı beyanlar olduğunun başka bir delili değil midir?
Kamuoyunun takdirine sunulur.