Konu: Basın açıklaması
Konuşmacı: Mustafa İlker Yönel
Ankara 16/09/2009
“MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH”
EVLATLARINDAN MUSTAFA İLKER YÖNEL’ DEN
TÜM AİLE ADINA KAMUOYUNA
BASIN AÇIKLAMASI
Sayın Basın Mensupları, ailemiz adına, basın toplantımıza gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyorum. Hepiniz hoş geldiniz.
“MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” yani günümüzde MİMAR SİNAN diye tanınıp anılan Yüce Mimar’ın öz evlatları olduğumuz, Cumhuriyet tarihimizde de çeşitli yargı kararları ile kesinleşmiştir. Cumhuriyet tarihimizde, ailemizin aldığı ilk karar 1942 yılına dayanmaktadır.
Dedemiz “Yusuf Bin Abdullah” dışında, tarihimizde, “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN - dinin zirvesindeki Sultanın Mimarı” unvanına layık görülen başka kimse yoktur.
Yönel ailesinin tüm mensupları, hayatlarını en mütevazı şekilde sürdürmüş ve sürdürmektedirler. Ailemize, böyle büyük bir zattın torunları olma şerefi yeter de artar bile… Öz dedemiz olan Mimar Sinan'ın anılması, bütün dünyada eserlerine ve kendisine saygı duyulması ailemizi gururlandırmaktadır. Ailemizin hiçbir mensubu hiçbir zaman dedemizin unvanı üstünden bir rant elde etmek peşinde olmamıştır.
Yüce Mimar; dedemiz, tam unvanı ve öz ismi ile “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” adı altında öz mal varlığından şanına yakışır büyüklükte bir vakıf kurmuştur.
Vakıf senedinin orijinali ailemiz tarafından özenle korunmuş, yüzyıllarca kuşaktan kuşağa geçerek elimize ulaşmıştır. Vakıf senedinde vakfın İDARE ve KORUMA görevini soydan gelen torunlarına, başta en büyük erkek evlatlarına vasiyeti ile bizlere emanet etmiştir.
Ailemiz de bu vasiyete ve vakıf senedindeki şartlara uygun olarak nesilden nesile, 350 seneden fazla, 1922 yılına kadar bu görevi en iyi şekilde yerine getirmiştir.
Vakıf yönetimi 1922 yılında Evkaf Vekâleti tarafından (ailemizin elinden alınarak) geçici idareye alınmıştır. 1935 senesinde ise Vakıflar Yasasının çıkması ve 1937 senesinde yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, geçici idaresine alınmıştır.
Yasanın tanıdığı haklardan yararlanarak,1937 senesinde, rahmetle andığımız vakıf evladı büyük dedem Derviş Mustafa Yönel, vefatından sonra yine rahmetle andığımız vakıf evladı dedem Hasan Ferit Yönel hukuk sürecini 1963 yılına kadar ömürleri yettiği kadar devam ettirmişlerdir. Yüce Mimarın vasiyetini yerine getirebilmek ve Vakfa sahip çıkabilmek için 30 yıla yakın bir süre Hukuk mücadelesi vermişlerdir. Tekrar kendilerini huzurlarınızda ve kamuoyu önünde rahmetle tüm ailemiz adına anıyorum.
Babam Hasan Sinan Yönel, 1994 yılında, ilerlemiş yaşından dolayı 70 yaşında iken, ailemiz adına bu hukuk mücadelesini devam ettirmekle şahsımı görevlendirmiştir. Kısaca son 15 yılda bu Hukuk mücadelesinin liderliğini ailemiz adına ben sürdürmekteyim.
Geçmişte ailemizin mensuplarının vakıf gelirlerinden faydalanmak için yaptıkları tüm başvurular “vakfa kayıtlı mal bulunmadığı” gerekçesiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından geri çevrilmiştir. Bu cevap kurum tarafından ailemize karşı rutin hale getirilmiştir.
Vakfımız, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmesine rağmen Vakfın mal varlıklarını tespit etmek mecburiyetinde bırakıldık. Bu sebeple ailemizin elinde bulunan Osmanlı tapu kayıtlarından ve vakfa ait muhasebe defterindeki bilgilerden yola çıkarak zor bir çalışma ile güncel tapu kayıtlarına ulaşmış bulunmaktayız. Tüm emeği geçenlere de huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.
Ailemizin dört nesildir, 74 yıldır sürdürülen hukuk mücadelesine rağmen, vakfın yönetimi bu güne kadar iade edilmemiştir. Usulsüz, hukuka aykırı kararlarla bu engellenmiştir. Gerekli tüm deliler elimizde mevcuttur.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edildiği son 74 yıllık dönemde; vakıf senedinde “satılamaz, devredilemez, hibe edilemez, rehin edilemez” şerhi olmasına rağmen, akar vakıf mallarının önemli bir kısmının, dedemiz yüce mimarın vasiyeti ayaklar altına alınarak, çok çok ucuz bedellerle nerde ise ücretsiz Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından elden çıkarıldığını ve çarçur edildiğini hayretler içinde kalarak tespit ettik.
Örnek vermek gerekirse; İstanbul Kapalı çarşıda, ana caddesinde bir dükkânı ortalama 100 TL den daha ucuza dahi. Başka bir örnek ise yüce Mimarın Türbesinin yanındaki arsayı 2,85 TL elden çıkarılmıştır. Tüm gerekli deliller ailemizin elindedir.
Bu sebepten dolayı ailemiz elden çıkarılan vakıf mallarının tekrar yerine konmasını Vakıf yönetiminden sorumlu Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden talep etmektedir. Bu hususta her türlü yasal haklarımız saklıdır ve takipçisi olacağımızı kamuoyu önünde beyan ediyorum.
Vakfımızın, halen Vakfa kayıtlı akar mallarının ise Vakfa getirebileceği güncel kira değerinin %10’u dahi olmayan bedellerle kiraya verildiğini veya işgalde bırakıldığını ayrıca tespit ettik. Örneğin en az 20 000 TL getirisi olması gerekirken 2000 TL gibi . Burada da tüm deliler mevcuttur. Bununla hem vakfımız, hem kurum, hem de devletimiz çok çok büyük kayıplara uğratılmaktadır. Bu gerçeği de tüm delileri ile kanıtladık.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticileri tarafından, Vakfımız, kurum ve Devletimiz böyle zararlara uğratılırken acaba Vakfımız üzerinden kimler ve niye yüksek rant edebilmektedirler. Burada sorulması gereken Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimi niye uyarılarımıza rağmen bunları görmek istememektedir.
Yukarıda belirtilen sebeplerden, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, vakfımızı, hem geçmişte hem de şimdiki yönetim kadrosu döneminde ne kadar kötü yönettikleri, tüm belgeleri ile kendilerine sunulmuş ve kötü yönetimden sorumlu olarak SUÇÜSTÜ olmuşlardır. Bu kötü yönetimin diğer vakıfların mallarında da olduğunu tahmin ediyoruz.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yöneticileri, Yüce Mimarın Vakfına yapılan usulsüz işlemleri çok iyi bildikleri için, bu olayı örtbas çabasında oldukları için iki MİMAR SİNAN varmış gibi açıklama yapmaktadırlar. Yüce Mimarın sırf Vakfı yok edilmeye çalışılmakla kalınmıyor şimdi de adını dahi tarihimizden silmeye çalışıldığını maalesef görmekteyiz. Biz torunları olarak ne bu vakfın yok edilmesine ne de adının tarihimizden silinmesine seyirci kalmayacağız. Bu kararlılığımızı ve verilen mücadelemizi de gören Vakıflar Genel Müdürlüğü ailemize artık hakaret etmekle kendilerine son bir çare aramaktadırlar.
Yukarıda yaptığım tüm açıklamaları hazırladığımız bir Kronolojik Rapor olarak siz Sayın Basın mensuplarına kamuoyumuzu bilgilendirebilmeniz için dosya halinde tüm ekleri (delileri) ile sunuyoruz. Bu kutsal görev de sizlere düşmektedir.
2008 senesinin Aralık ayında Vakıflar Genel Müdürü Sayın YUSUF BEYAZIT’ a son bir sene içinde Vakıflar Genel Müdürlüğünde yaşadıklarımız ve yapılan hukuka aykırı işlemler hakkında bir rapor sunduk. Bu dilekçemizin bir örneğini kronolojik raporun içinde bulacaksınız. Aradan 8 aydan fazla zaman geçmesine rağmen, Vakfımızın yönetiminde ne bir düzelme gördük ne de bir cevap alabildik.
Vakıflar Genel Müdürü Sayın YUSUF BEYAZIT’a verilen dilekçeden tam 5 ay süreden fazla zaman geçtikten sonra 2009 Haziran ayının ilk günlerinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç Bey’i, ziyaret ederek, konu hakkında bilgilendirdik. Görüşmemizden birkaç gün sonra Kronolojik raporu ve tüm ekleri kendisine sunduk.
Genelde böyle konularda çok hassas olan bakanımızdan bugüne kadar bir cevap alamadık. Tahminimiz Sayın Bülent Arınç’ın bu başka Mimar Sinan diye Genel Müdür Sayın Yusuf Beyazıt tarafından yanıltıldığıdır.
2009 senesinin Haziran ayında Sayın Cumhurbaşkanımız 2009 yılını MİMAR SİNAN yılı olarak ilan etmiş bulunmaktadır. Ülkemizin en üst makamını, Cumhurbaşkanımızı, konu hakkında bilgilendirmek için “MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” Vakfı hakkında ve ailemizin vermiş olduğu mücadeleyi bir dilekçe ve (ekinde) kronolojik rapor ekleri ile Genel Sekreterliğe, 30 Temmuz 2009 yılında teslim ettik.
Yine 30 Temmuz 2009 tarihinde Vakıflar Genel Müdürü Sayın YUSUF BEYAZIT ve yönetim kadrosu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tüm deliller ile birlikte ŞİKÂYETTE bulunduk.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma izni için bu evrakları Başbakanlığa 6 Ağustos 2009 tarihinde göndermiş bulunmaktadır.
Dinimize ve insanlığa bu kadar hizmet vermiş, Mübarek Ramazan ayı içinde;
Günümüzde nerde ise her gün MİMAR SİNAN diye andığımız Yüce Mimar
“MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH”ın Şahsına ve hak sahibi torunlarına, basın yoluyla yapılan açıklamalarda, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yöneticilerinin usulsüz işlemlerini örtbas etmek için Hakaret edilmiş, kamuoyu yanıltılmaya çalışılmıştır.
Asıl konu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan hukuka aykırı işlemler iken anlayamadığımız; bu Mimar Sinan o Mimar Sinan değil diye beyanatlarda bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğünün ne demek istediğidir. Yani bu başka Mimar Sinan veya başka bir Vakıf olursa tüm bu usulsüz işlemleri yapma haklarına mı sahip olacaklardır. Tüm Vakıflar yasalara göre eşit değilmidir?
Hangi Vakıf olursa olsun, Vakıfları korumak ve yaşatmak için kurulan bir kurumun kuruluş amacına ve yasasına uygun olarak hareket etmesi gerekmez mi.
Bir Hukuk Devletinde, bir devlet kurumu yöneticilerinin yasaları uygulamama gibi bir yetkileri ve hakları varmı dır ?
Yukarıda açıkladığım tüm bu işlemlerden ve gelişmelerden bilgisi olmasına rağmen hiçbir önlem almayan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi çok hassas bir kurumun sorumlusu olarak
Vakıflar Genel Müdürü
Sayın YUSUF BEYAZIT’ı,
Basın araçılığı ile vakfedenin anısına yaptığı hakaretlerden dolayı;
vakfeden ve soyundan gelen ailemiz adına
DERHAL İSTİFAYA DAVET EDİYORUZ.
Ülkemizde bu çarpıklığın düzeltilmesi için başvurmadığımız hiçbir mercii kalmamış olmasına rağmen hiçbir şey değişmemiştir... Tüm ilgili kurumlar ve Ülkemizin en üst makamına kadar konu hakkında bilgi verilmiştir.
1994 yılında ailemiz adına görevi üstlendiğimde; o zamanki Hukukçularımız, Avrupa Mahkemelerine başvurmamızı tavsiye etse de, dedemiz MİMAR SİNAN’ın şanına gölge düşürmemek için, konuyu milletlerarası hukuk sahnesine taşımak istemedik; bu ailemiz tarafından bugüne kadar seçilen bir yöntemdi. 15 yıl çok uzun bir süreç olmasına rağmen.
“MİMAR-I SULTANİ SİNANUDDİN ATİK YUSUF BİN ABDULLAH” Vakfını korumak ve bu Vakıf üstündeki bilcümle haklarımızın iadesi için gelecek birkaç gün içinde artık uluslararası tüm gerekli mercilere de başvurmaktan başka çare ailemize bırakılmamıştır. Bu adımları atmadan Siz değerli basın mensupları aracılığı ile bunu kamuoyuna duyurmak mecburiyetinde olduğumuzu düşünüyoruz.
Tarihi, kültürel mirasına ve eserlerine sahip çıkmış, haktan ve adaletten yana olan Yüce Türk Milletinin affına sığınarak, bu davranışımızı anlayış ile karşılayacaklarına tüm kalbimizle inanıyoruz.
Tüm bu sürede bizim gibi birçok mağdur vakıf evlatları olduğuna da şahit olduk. Dedemiz gibi topluma hizmet edebilmek için MAĞDUR VAKIF EVLATLARI DERNEĞİ kuruluş çalışmalarını da başlatmış bulunmaktayız. Katılmak isteyenler Telefon 0312 – 231 25 40 veya miy@yusufagavakfi.com E-posta adresinden bizimle temasa geçebilirler.
Kamuoyuna en derin saygılarımla bildiririm.
Vakıf evladı Mustafa İlker Yönel